Kırmızılı Kadın

1974’te, Ordu’nun Ünye ilçesinde doğdum. On altı yaşına kadar Ünye’de yaşadım. Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik okumak için İzmir’e yerleştim ve 13 yıl İzmir’de yaşadım. 1999’da İstanbul’da öğretmenliğe başladım. 5 ay sonra istifa ettim, İzmir’e döndüm. Farklı iş deneyimlerinden sonra (dövmecilikten bar işletmeye, özel eğitimden takı yapıp satmaya) 2002 yılında, Kars’ta tekrar öğretmenliğe başladım. 2008 yılında İstanbul’a geldim. 11 yıl İstanbul’da yaşadım. Yaklaşık 1 yıldır da Bodrum’da yaşıyorum. Bir devlet okulunda rehber öğretmenim, özel bir klinikte bireysel psikolojik danışmanlık veriyorum ve aile danışmanlığı yapıyorum. Liseden beri de kendimi dinsiz olarak tanımlıyorum. Siyasi olarak tabii ki solda görüyorum. Sendikada ve kadın, çocuk ve eğitimle ilgili çalışan sivil toplum örgütlerinde aktif olmaya gayret ediyorum. Etnik kimliğim karışık. Annem Gürcü, babamın kökenlerini bilmiyorum. Dinsiz, milliyetsiz, kısaca “bir şeysiz birisi” diyebilirim kendime.

“Erkek Fatma” klişesi beni mutlu ederdi 

Lezbiyen ya da biseksüel gibi tanımlar yapmak bana anlamlı gelmiyor. Kimliklerin böyle etiketlenmesi biraz rahatsız edici ama kendimi genel olarak eşcinsel bir birey olarak tanımlıyorum. Bir memlekete, sınıfa, dine ait hissetmedim hiç. Çocukken de ne aileme aittim ne de bana dayatılan kadınlığa.

Eşcinsellik kelimesi ile ilk üniversite yıllarında karşılaştım diye tahmin ediyorum. Kapalı, muhafazakar ve aynı zamanda oldukça milliyetçi bir çevrede büyüdüğüm için lise ve öncesi süreçte karşılaşmadım. Lise yıllarımda “kız gibi oğlan”, “erkek Fatma” gibi klişe tanımları duyuyordum. Bunlar genelde olumsuz hitap şekilleri olsa da, o dönemde bana “erkek Fatma” diye hitap edilmesi beni mutlu ederdi. Çünkü o zaman bu hitap şekli ve erkeksi özellikler göstermem, bulunduğum çevrede kabul görmemi sağlıyordu. O yaşlarda kabul görmek daha önemliydi benim için. Çünkü sadece erkeğin/erkekliğin var olabildiği bir çevredeydim, kız gibi olursan eve kapanman gerekiyordu. Okuman sıkıntı, eğitimli olman sıkıntı, biliyor olman sıkıntı… Tüm bunlara rağmen kız olmayı olumlu bir şey olarak duyumsuyordum. 

Yaşadığım şeyleri anlatabileceğim hiç kimse yoktu

Kendimi birçok anlamda farklı hissediyordum. Ortaokulda sınıfımdaki bir kız arkadaşıma aşık olduğumu fark ettiğimde, farklı olduğumu da fark ettim diyebilirim. Yaşadığım şeyi aşk olarak tanımlıyorum şimdi ama o zamanlar aşk, bilemediğim bir his, bir kavram… Yani o dönemde çok bir yere koyabileceğim hisler değildi bunlar. Uzun bir süre kendimi kötü ve sıkıntılı hissettim. Çünkü benim için karmaşık ve zorlayıcı süreçlerdi. 

Lisede de benzer duygular hissetmeye devam ettim ama o zaman bir başka şeyi daha fark ettim. Beni etkileyen ve aşkla özdeşleştirebildiklerim hep kadınlar oluyordu. Düşlerimde hep kadınlar vardı. Hayatımda ilk defa bir kadınla yakınlaştıktan sonra kendimi, “bu duygular aslında gerçekten varmış, yaşadığım şeyler aslında çok olağanmış” diye düşünürken buldum. “insanlar aynı cinse aşık olabilir ve benim yaşadıklarım da aşk ve bu olağan bir şey” dedim kendime. O zamanlar benim gibi hisseden bireylerle bir araya gelme koşulum yoktu. Herhangi bir LGBTİ+ örgütlenmesi, yaşadığım şeyleri ifade edebileceğim hiç kimse yoktu.

Üniversitede bir erkeğe aşık oldum ve onunla birlikte olmayı tercih ettim. Hayat böyle devam etseydi daha kolay olacaktı. Rahat bir hayat sürebilir ve mutlu olabilirdim ama bu yalan olurdu ve yalan acı veren bir şeydir. Kendimi o durum içinde kabul etseydim, belli davranış kalıplarım olacaktı. Ve hiçbiri bana ait olmayacaktı. Güveni ve normların içinde kalmayı reddettim ve tehlikeli alana girdim. Zaten hayatım her şekilde tehlike altındaydı. Karadeniz bölgesindenim, kadınım, yani hep tehlike sınırındayım ve şimdi de eşcinselim. Kendi hayatımla ve varoluşum ile ilgili olarak yaşadığım bu durum genel olarak çok ciddi dengemi bozdu. Zordu. Çok zaman aldı kendimle barışmak.

Ankara’da Kaos GL’nin kurulma süreci, İzmir’de bizi de hareketlendirdi

İzmir’de üniversiteye başlayıp çevremdeki insanlara yönelimimi söylediğimde beni desteklediler ve bu bana güç verdi. Yalnız sonrasında başka bir zorlu süreç başladı. “Şimdi ben bununla ne yapacağım? Nasıl bir hayat kuracağım? Bu duyguyu nereye koyacağım?” gibi şeyler düşünmeye başladım. Bunlara karar vermek de zordu çünkü önümde hiç örnek yoktu. Köyden çıkmış bir kızdım, büyük bir şehirdeydim ve böyle duygularım vardı. Hani bunu oturup “evet, ben eşcinselim, bu dert değil” diye kendime söylüyordum da başka insanlarla da paylaşmak istiyordum. 

Neyse ki, Ankara’da Kaos GL’nin kurulma süreci başladı. Bu, İzmir’de de insanların bir araya gelmesine yol açtı ve başka insanlarla tanışmaya başladım. Drama çalışmaları yaptık kendi aramızda. Zamanla bir arada olmak, birlikte bir şeyler yapmak ve birbirimizin hikayelerini paylaşmak bana kendimi daha iyi hissettirdi. 

Annem dizime vurup “Bu gece alırsın gönlünü,” dedi

Tamamına olmasa da ailemde açıldığım insanlar var ama “bilmeyenlerin” de yönelimimi tahmin ettiğini düşünüyorum. Annemin bende kaldığı bir dönem olmuştu, sevgilimle yaşıyordum. Sevgilimle tartıştığımız bir gün annem dizime vurarak, “Bu gece gönlünü alırsın, sabaha bir şeycik kalmaz,” demişti. Aramızdaki durumun özel ve farklı olduğunu anladığını düşünüyorum. Sonra bir gün kardeşimin, uzun süren bir ilişkim hakkında, “Böyle de olmuyor ama; bir imam nikahı yapalım bari, eşe dosta karşı bir adını koyalım artık,” diye espri yaptığını hatırlıyorum. Fakat aleni şekilde hiç konuşmadık.

İş yerinde açık olmak daha kolay oluyor. Elbette müdüre gidip “ben eşcinselim” diye açılmıyorum ama iş arkadaşlarımdan gizlemiyorum. Heteroseksüel bir ilişkim varmış gibi davranmıyorum. Etrafımdaki kişilerin de zaten bundan dolayı beni anladığını düşünüyorum. Gerektiği yerde, cinsel yönelimimi belirtme ihtiyacı hissediyorsam söylüyorum. 

Arzuların engellenmediği ama tutkunun da her şeyi belirlemediği bir dünya istiyorum

Hayal ettiğim dünyada güzel yaşayan, üreten, ektiğini biçen, pişiren ve pişirdiğini büyük masalarda birlikte yiyen güzel insanlar var. Teknolojinin kullanılmadığı, kendi kendine enerjisini üreten bir dünya da olabilir. Cinsiyetçiliğin, homofobinin, nefretin olmadığı ve özellikle de insanların sınıflandırılmadığı bir dünya olsa; güzel olmaz mı? Aile kurumunun, inancın, milliyetin, ayrımın, şiddetin olmadığı, eşit ilişkilerin kurulduğu ve bireylerin birey olarak var olabildiği dünya olsun isterim. 

Hayal ettiğim dünyada, kimsenin kimseyi sahiplenmediği ilişkiler olsun. Özgür seks, serbest, açık ilişkiler anlamında değil; insanlar birbirini arzuladığında, bu arzunun önünde baskıların ve engellerin olmadığı ama aynı zamanda bu tutkunun da her şeyi belirlemediği bir ilişki şekli olsun. Bireylerin tek başlarına var olduğu ama bir araya geldiklerinde yeni bir şeye dönüştükleri, parçaların birbirine çarptığı, kimi zaman birleşip yeniden ayrıldığı bir ilişki yumağı tahayyül edebilirim. Ve bunun adı da aşk olur belki. Bir de ütopyamda çocukların olmasını isterim. Asla bir kişinin veya iki kişinin sorumluluğunda değil, ortak sorumlulukta olmalı çocuklar. Böyle bir dünyada çocuklarla oyun oynamak ya da toprakla uğraşmak beni çok mutlu ederdi. Ne şekilde olursa olsun, bedenimle emek vereceğim bir iş yapmayı isterim. Terlemediğim iş, iş değil benim için. 

Bir arazi var köyümde. Kadın arkadaşlarımla yaşlılığımızda orada bir arada olabileceğimiz, rahat yaşayabileceğimiz bir alan kurmayı hayal ediyoruz. Bu hayalim ütopyamdaki dünyaya çok yakın. Sadece hayal de değil, düşünüyoruz ve üzerine konuşuyoruz da. Başka bir ülkede yaşlı kadınların kendilere ev tutup, bir yaşam alanı oluşturup birlikte yaşadıklarını gördüm. Huzurevi benzeri bir ortak alan kurmuşlar. Benim hayalimde yaşlıların yanında mutlaka çocuklar da var. Yaşlıların ve çocukların bir arada olmalarını önemsiyorum ve gerekli olduğunu düşünüyorum. Böyle bir birliktelik farklı bir dünyayı yaratmanın ilk adımı gibi geliyor bana. 

  • Bu yazının görsel çizimi Bengisu tarafından yapılmıştır ❤

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Web sitenizi WordPress.com' da kurun
Başla
%d blogcu bunu beğendi: